kemer

كَانَ حِزَامُ بَنْطَالِي ضَيِّقًا جِدًّا، لِذَلِكَ اضْطُرِرْتُ إِلَى تَخْفِيفِهِ قَلِيلًا.

Pantolonumun kemeri çok sıkıydı, bu yüzden biraz gevşetmek zorunda kaldım.

قَوْس — أَقْوَاس

قَامَ الْمُهَنْدِسُ الْمِعْمَارِيُّ بِبِنَاءِ قَوْسٍ مُثِيرٍ لِلْإِعْجَابِ عِنْدَ مَدْخَلِ الْمَبْنَى، مِمَّا أَضْفَى عَلَى الْهَيْكَلِ جَوًّا مُخْتَلِفًا.

Mimar, binanın girişine etkileyici bir kemer inşa etti ve yapıya farklı bir hava kattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler