يَنْمُو هَذَا النَّبَاتُ تِلْقَائِيًّا، وَلَا يَحْتَاجُ إِلَى عِنَايَةٍ خَاصَّةٍ.
Bu bitki kendiliğinden yetişir, özel bir bakıma ihtiyacı yoktur.
يَنْمُو هَذَا النَّبَاتُ تِلْقَائِيًّا، وَلَا يَحْتَاجُ إِلَى عِنَايَةٍ خَاصَّةٍ.
Bu bitki kendiliğinden yetişir, özel bir bakıma ihtiyacı yoktur.
انْفَتَحَ الْبَابُ مِنْ تِلْقَاءِ نَفْسِهِ، لَقَدْ تَفَاجَأْنَا جَمِيعًا.
Kapı kendiliğinden açıldı, hepimiz çok şaşırdık.
بَدَأَ الْأَطْفَالُ بِالرَّقْصِ بِشَكْلٍ عَفْوِيٍّ، كَانَ ذَلِكَ لَطِيفًا جِدًّا.
Çocuklar kendiliğinden dans etmeye başladılar, çok sevimliydi.
تِلْقَائِيّ، بِذَاتِهِ، عَفْوِيّ، أُوتُومَاتِيكِيّ، بِالسَّلِيقَة، بِالبَدَاهَةِ