شَبَّكَ عُمَّالُ الْبِنَاءِ قُضْبَانَ الْحَدِيدِ بِبَعْضِهَا الْبَعْضِ.
İnşaat işçileri, demir çubukları birbirine kenetlediler.
شَبَّكَ عُمَّالُ الْبِنَاءِ قُضْبَانَ الْحَدِيدِ بِبَعْضِهَا الْبَعْضِ.
İnşaat işçileri, demir çubukları birbirine kenetlediler.
وَصَلَ النَّجَّارُ الْأَلْوَاحَ بِإِحْكَامٍ لِتَشْكِيلِ هَيْكَلٍ قَوِيٍّ.
Marangoz, tahtaları kenetleyerek sağlam bir yapı oluşturdu.
رَبَطَ الْمُتَسَلِّقُونَ الْحِبَالَ بِبَعْضِهَا الْبَعْضِ بِإِحْكَامٍ لِضَمَانِ السَّلَامَةِ.
Dağcılar, halatları birbirine kenetleyerek güvenliği sağladılar.