مَشَوْا عَلَى الشَّاطِئِ وَأَيْدِيهِمْ مُتَشَابِكَةٌ.
Elleri kenetlenmiş bir şekilde sahilde yürüdüler.
مَشَوْا عَلَى الشَّاطِئِ وَأَيْدِيهِمْ مُتَشَابِكَةٌ.
Elleri kenetlenmiş bir şekilde sahilde yürüdüler.
تَرَابَطَ الْفَرِيقُ أَكْثَرَ فِي الْأَوْقَاتِ الصَّعْبَةِ.
Takım, zor zamanlarda daha da kenetlendi.
اتَّحَدَ النَّاسُ مِنْ أَجْلِ هَدَفٍ مُشْتَرَكٍ.
Halk, ortak amaç için kenetlendi.
تَلَاحَمَ، تَضَامَّ، تَعَالَقَ