kerahet

شَعَرْتُ بِاشْمِئْزَازٍ كَبِيرٍ فِي دَاخِلِي عِنْدَمَا سَمِعْتُ أَكَاذِيبَهُ.

Onun yalanlarını duyunca içimde büyük bir kerahet hissettim.

بَدَأْتُ أَشْعُرُ بِالنُّفُورِ تُجَاهَهُ بِسَبَبِ سُلُوكِيَّاتِهِ هَذِهِ.

Bu davranışlarından dolayı ona karşı bir kerahet duymaya başladım.