kesat

الْمَبِيعَاتُ مُنْخَفِضَةٌ لِلْغَايَةِ لِأَنَّ الْأَسْوَاقَ كَاسِدَةٌ.

Piyasalar kesat olduğu için satışlar çok düşük.

الْفَنَادِقُ ظَلَّتْ فَارِغَةً لِأَنَّ الْمَوْسِمَ السِّيَاحِيَّ كَانَ رَاكِدًا.

Turizm sezonu kesat geçtiği için oteller boş kaldı.

لَا يَتِمُّ إِجْرَاءُ اسْتِثْمَارَاتٍ جَدِيدَةٍ لِأَنَّ الْوَضْعَ الِاقْتِصَادِيَّ ضَعِيفٌ.

Ekonomik durum kesat olduğu için yeni yatırımlar yapılmıyor.