كَانَتْ هُنَاكَ خُطُوطٌ مُتَقَطِّعَةٌ عَلَى الطَّرِيقِ، وَكَانَ التَّجَاوُزُ خَطِيرًا.
Yolda kesikli çizgiler vardı, sollama yapmak tehlikeliydi.
كَانَتْ هُنَاكَ خُطُوطٌ مُتَقَطِّعَةٌ عَلَى الطَّرِيقِ، وَكَانَ التَّجَاوُزُ خَطِيرًا.
Yolda kesikli çizgiler vardı, sollama yapmak tehlikeliydi.
كَانَ التَّيَّارُ الْكَهْرَبَائِيُّ يَأْتِي بِشَكْلٍ مُتَقَطِّعٍ، وَلَمْ تَكُنِ الْأَجْهِزَةُ تَعْمَلُ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ.
Elektrik akımı kesikli olarak geliyordu, cihazlar düzgün çalışmıyordu.
كَانَ كَلَامُهُ مُجَزَّأً، وَكَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي إِكْمَالِ الْجُمَلِ.
Konuşması kesikliydi, cümleleri tamamlamakta zorlanıyordu.