كَانَ شَخْصًا كَتُومًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّ عَائِلَتَهُ لَمْ تَكُنْ تَعْرِفُ شَيْئًا عَنْ عَمَلِهِ.
O kadar ketum bir insandı ki, ailesi bile onun işi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
كَانَ شَخْصًا كَتُومًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّ عَائِلَتَهُ لَمْ تَكُنْ تَعْرِفُ شَيْئًا عَنْ عَمَلِهِ.
O kadar ketum bir insandı ki, ailesi bile onun işi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
هُوَ رَجُلٌ كَتُومٌ لِلْأَسْرَارِ وَلَا يَتَكَلَّمُ كَثِيرًا.
O, sır tutan biridir ve pek konuşmaz.
مُنْغَلِق، مُتَكَتِّم