keyiflenmek

عِنْدَمَا نَجْتَمِعُ مَعَ أَصْدِقَائِنَا، نَسْتَمْتِعُ جَمِيعًا كَثِيرًا.

Arkadaşlarımızla bir araya gelince hepimiz çok keyifleniriz.

ابْتَهَجَ كَثِيرًا بَعْدَ تَقْدِيمِ عَرْضٍ تَقْدِيمِيٍّ نَاجِحٍ.

Başarılı bir sunum yaptıktan sonra çok keyiflendi.

اِنْتَعَشَ أَبِي بَعْدَ فِنْجَانِ الْقَهْوَةِ.

Babam bir fincan kahveden sonra keyiflendi.

İlişkili Kelimeler