تَلْمِيح — تَلَامِيح
كَانَتْ كَلِمَاتُهُ مَلِيئَةً بِالتَّلْمِيحَاتِ، لَمْ أَفْهَمْ مَا كَانَ يَقْصِدُهُ.
Sözleri kinaye doluydu, ne demek istediğini anlamadım.
كَانَتْ كَلِمَاتُهُ مَلِيئَةً بِالتَّلْمِيحَاتِ، لَمْ أَفْهَمْ مَا كَانَ يَقْصِدُهُ.
Sözleri kinaye doluydu, ne demek istediğini anlamadım.
كَانَ يَسْتَخْدِمُ الْكِنَايَةَ كَثِيرًا فِي حَدِيثِهِ.
Konuşmasında sık sık kinaye kullanırdı.
تَوْرِيَة