kirlenmek

تَتَلَوَّثُ الْأَنْهَارُ بِمُخَلَّفَاتِ الْمَصَانِعِ.

Nehirler, fabrikaların atıklarıyla kirleniyor.

اتَّسَخَ الْأَطْفَالُ كَثِيرًا أَثْنَاءَ اللَّعِبِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar parkta oynarken çok kirlendiler.

تَدَنَّسَتِ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَمَاكِنِ الْمُقَدَّسَةِ فِي الْحَرْبِ.

Savaşta birçok kutsal yer kirlendi.