kirletmek

وَسَّخَ الْأَطْفَالُ مَلَابِسَهُمْ أَثْنَاءَ اللَّعِبِ.

Çocuklar, oyun oynarken elbiselerini kirlettiler.

تُلَوِّثُ الْمَصَانِعُ الْأَنْهَارَ وَالْبِحَارَ.

Fabrikalar, nehirleri ve denizleri kirletiyor.

دَنَّسَتِ الْحَرْبُ الْعَدِيدَ مِنَ الْأَمَاكِنِ الْمُقَدَّسَةِ.

Savaş, birçok kutsal yeri kirletti.