kitapçık

أَعْدَدْنَا كُتَيِّبًا عَنِ الْمَدِينَةِ لِلسُّيَّاحِ.

Turistler için şehir hakkında bir kitapçık hazırladık.

قَرَأْتُ نَشْرَةً عَنِ الْآثَارِ الْجَانِبِيَّةِ لِلْأَدْوِيَةِ.

İlaçların yan etkileri hakkında bir kitapçık okudum.

مَطْوِيَّة — مطويات

طَبَعَتِ الشَّرِكَةُ مَطْوِيَّةً لِتَقْدِيمِ مُنْتَجَاتِهَا الْجَدِيدَةِ.

Firma, yeni ürünlerini tanıtmak için bir kitapçık bastırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler