klinik

عِنْدَمَا مَرِضْتُ فِي نِهَايَةِ الْأُسْبُوعِ، اضْطُرِرْتُ لِلذَّهَابِ إِلَى أَقْرَبِ عِيَادَةٍ خَاصَّةٍ.

Hafta sonu rahatsızlanınca en yakın özel kliniğe gitmek zorunda kaldım.

هَذَا الْمُسْتَوْصَفُ مُتَخَصِّصٌ بِشَكْلٍ خَاصٍّ فِي أَمْرَاضِ الْأَطْفَالِ.

Bu klinik, özellikle çocuk hastalıkları konusunda uzmanlaşmıştır.

تَتَدَهْوَرُ حَالَةُ الْمَرِيضِ السَّرِيرِيَّةُ يَوْمًا بَعْدَ يَوْمٍ.

Hastanın klinik durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler