koç

كَبْش — كِبَاش

رَأَيْنَا فِي الْمَزْرَعَةِ كَبْشًا كَبِيرًا يَأْكُلُ الْعُشْبَ مَعَ الْخِرَافِ الصَّغِيرَةِ.

Çiftlikte küçük kuzularla birlikte ot yiyen büyük bir koç gördük.

يَقِفُ الْمُدَرِّبُ بِجَانِبِ الْمَلْعَبِ وَيَقُولُ لِلَّاعِبِينَ أَيْنَ يَجِبُ أَنْ يَلْعَبُوا.

Koç sahanın kenarında durur ve oyunculara nerede oynamaları gerektiğini söyler.

قَامَ قَائِدُ الْفَرِيقِ بِتَحْفِيزِ لَاعِبِيهِ وَقَادَهُمْ إِلَى النَّصْرِ.

Takımın koçu, oyuncularını motive ederek onları zafere taşıdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler