koğuş

كَانَ العَدِيدُ مِنَ المَرْضَى يَتَلَقَّوْنَ العِلَاجَ فِي جَنَاحِ المُسْتَشْفَى.

Hastanenin koğuşunda birçok hasta tedavi görüyordu.

عَنْبَر — عَنَابِر

كَانَ الجُنُودُ يَسْتَرِيحُونَ فِي عَنَابِرِهِمْ فِي الثُّكْنَةِ.

Askerler, kışladaki koğuşlarında dinleniyorlardı.

مَهْجَع — مَهَاجِع

كَانَ الطُّلَّابُ يُقِيمُونَ مَعًا فِي مَهْجَعِ المَدْرَسَةِ.

Okulun koğuşunda öğrenciler birlikte kalıyorlardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler