kocakarı

عَجُوز — عَجَائِز

كَانَتِ الْعَجُوزُ فِي الْقَرْيَةِ تَحْكِي قِصَصًا قَدِيمَةً لِلشَّبَابِ.

Köydeki kocakarı, gençlere eski hikayeler anlatırdı.

كَانَتِ المَرْأَةُ العَجُوزُ جَالِسَةً فِي الحَدِيقَةِ تَنْتَظِرُ أَحْفَادَهَا.

Parkta oturan kocakarı, torunlarını bekliyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler