kolalamak

نَشَّتْ أُمِّي الْقَمِيصَ قَبْلَ أَنْ تَكْوِيَهُ.

Annem gömleği ütülemeden önce kolaladı.

اِسْتَخْدَمَ الخَيَّاطُ مَحْلُولًا خَاصًّا لِتَنْشِيَةِ يَاقَةِ الفُسْتَانِ.

Terzi, elbisenin yakasını kolalamak için özel bir solüsyon kullandı.

İlişkili Kelimeler