kollamak

يُرَاقِبُ رِجَالُ الشُّرْطَةِ الْمِنْطَقَةَ لِلْقَبْضِ عَلَى اللُّصُوصِ.

Polis, hırsızları yakalamak için bölgeyi kolluyor.

أَنَا أَتَرَقَّبُ مَوَاقِعَ الْإِنْتَرْنِتِ بَحْثًا عَنْ فُرَصِ عَمَلٍ جَدِيدَةٍ.

Yeni iş fırsatlarını kollamak için internet sitelerine bakıyorum.

يَحْرُسُ الْجُنُودُ الْحُدُودَ.

Askerler sınırları kolluyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler