يَقَعُ أَكْبَرُ مَرْكَزِ تَسَوُّقٍ فِي الْمَدِينَةِ دَاخِلَ مُجَمَّعٍ ضَخْمٍ.
Şehirdeki en büyük alışveriş merkezi, devasa bir kompleks içinde yer alıyor.
يَقَعُ أَكْبَرُ مَرْكَزِ تَسَوُّقٍ فِي الْمَدِينَةِ دَاخِلَ مُجَمَّعٍ ضَخْمٍ.
Şehirdeki en büyük alışveriş merkezi, devasa bir kompleks içinde yer alıyor.
هَذَا الدَّوَاءُ عِبَارَةٌ عَنْ خَلِيطٍ مُعَقَّدٍ مِنَ الْعَدِيدِ مِنَ الْمَوَادِّ الْكِيمْيَائِيَّةِ الْمُخْتَلِفَةِ.
Bu ilaç, birçok farklı kimyasal maddenin kompleks bir karışımıdır.
تَسَبَّبَتِ الصَّدْمَةُ الَّتِي تَعَرَّضَ لَهَا فِي الطُّفُولَةِ فِي تَكْوِينِ عُقْدَةٍ لَدَيْهِ.
Çocuklukta yaşadığı travma, onda bir kompleks oluşturdu.