دَبَّرَ السِّيَاسِيُّونَ مُؤَامَرَةً مُعَقَّدَةً لِلْإِطَاحَةِ بِمُنَافِسِهِمْ.
Politikacılar, rakibini devirmek için karmaşık bir komplo kurdular.
دَبَّرَ السِّيَاسِيُّونَ مُؤَامَرَةً مُعَقَّدَةً لِلْإِطَاحَةِ بِمُنَافِسِهِمْ.
Politikacılar, rakibini devirmek için karmaşık bir komplo kurdular.
قَدْ يَكُونُ هَذَا الْحَدَثُ جُزْءًا مِنْ تَآمُرٍ كَبِيرٍ.
Bu olay, büyük bir komplonun parçası olabilir.
أَعَدَّ لَهُ أَعْدَاؤُهُ مَكِيدَةً غَادِرَةً.
Düşmanları, ona karşı haince bir komplo hazırladılar.
تَوَاطُؤ، دَسِيسَة