komutan

أَلْقَى القَائِدُ خِطَابًا مُشَجِّعًا لِجُنُودِهِ.

Komutan, askerlerine cesaret verici bir konuşma yaptı.

قَالَ الْآمِرُ لِلْجُنُودِ فِي الصَّبَاحِ: اِبْقَوْا هُنَا حَتَّى أَعُودَ.

Komutan sabah askerlere: Ben dönene kadar burada kalın, dedi.

كَانَ الضَّابِطُ المَسْؤُولُ مُكَلَّفًا بِضَمَانِ الأَمْنِ فِي المِنْطَقَةِ.

Komutan, bölgedeki güvenliği sağlamakla görevliydi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler