فَحَصَ — يَفْحَصُ · فَحْص
أجرى الطبيب فحوصات مختلفة لفحص الحالة الصحية العامة للمريض.
Doktor, hastanın genel sağlık durumunu kontrol etmek için çeşitli testler yaptı.
أجرى الطبيب فحوصات مختلفة لفحص الحالة الصحية العامة للمريض.
Doktor, hastanın genel sağlık durumunu kontrol etmek için çeşitli testler yaptı.
جاء المحاسب لتدقيق السجلات المالية للشركة.
Muhasebeci, şirketin mali kayıtlarını kontrol etmek için geldi.
يجب عليك التحقق من إطارات السيارة ومكابحها قبل الانطلاق على الطريق.
Yola çıkmadan önce arabanın lastiklerini ve frenlerini kontrol etmelisin.
تتخذ الحكومة إجراءات للسيطرة على ارتفاع الأسعار.
Hükümet, fiyat artışlarını kontrol etmek için önlemler alıyor.