konu

مَوْضُوع — مَوَاضِيع

مَوْضُوعُ هَذَا الْكِتَابِ هُوَ كِفَاحُ فَتَاةٍ صَغِيرَةٍ مِنْ أَجْلِ التَّمَسُّكِ بِالْحَيَاةِ.

Bu kitabın konusu, genç bir kızın hayata tutunma mücadelesidir.

قَضِيَّة — قَضَايَا

أَهَمُّ قَضِيَّةٍ سَيَتِمُّ تَنَاوُلُهَا فِي الِاجْتِمَاعِ هِيَ مَشَاكِلُ الْمِيزَانِيَّةِ.

Toplantıda ele alınacak en önemli konu, bütçe sorunlarıdır.

هٰذِهِ مَسْأَلَةٌ مُهِمَّةٌ وَنَحْنُ نُنَاقِشُهَا الْآنَ.

Bu önemli bir konu ve şimdi onu tartışıyoruz.

Ayrıca: شَأْن

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler