konuşmacı

خَطِيب — خُطَبَاء

إِنَّهُ خَطِيبٌ مُؤَثِّرٌ وَيُمْكِنُهُ التَّأْثِيرُ بِسُهُولَةٍ عَلَى المُسْتَمِعِينَ.

O, etkileyici bir konuşmacı ve dinleyicileri kolayca etkileyebiliyor.

كَانَ الْمُتَحَدِّثُ الرَّئِيسِيُّ فِي الْمُؤْتَمَرِ خَبِيرًا مَشْهُورًا فِي مَجَالِهِ.

Konferansta ana konuşmacı, alanında tanınmış bir uzmandı.

شَرَحَ الْمُحَاضِرُ فِي النَّدْوَةِ نَتَائِجَ الْبَحْثِ الْجَدِيدَةَ بِالتَّفْصِيلِ.

Seminerde konuşmacı, yeni araştırma sonuçlarını detaylı bir şekilde anlattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler