konuk

ضَيْف — ضُيُوف

نَتَوَقَّعُ عَدَدًا كَبِيرًا مِنَ الضُّيُوفِ عَلَى الْعَشَاءِ هَذَا الْمَسَاءَ، لِذَلِكَ يَجِبُ عَلَيْنَا إِكْمَالُ اسْتِعْدَادَاتِنَا.

Bu akşam yemeğe çok sayıda konuk bekliyoruz, bu yüzden hazırlıklarımızı tamamlamalıyız.

زَائِر — زُوَّار

أَعْجَبَ الزُّوَّارَ الَّذِينَ زَارُوا الْمَتْحَفَ بِالْمَعْرُوضَاتِ.

Müzeyi ziyaret eden konuklar, sergilenen eserlere hayran kaldılar.

نَزِيل — نُزَلَاء

كَانَ النُّزَلَاءُ فِي الْفُنْدُقِ سُعَدَاءَ لِلْغَايَةِ بِوَجْبَةِ الْإِفْطَارِ الصَّبَاحِيَّةِ.

Oteldeki konuklar, sabah kahvaltısından çok memnun kaldılar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler