kopmak

انْقَطَعَتْ أَسْلَاكُ الْكَهْرَبَاءِ فِي الْعَاصِفَةِ وَبَقِيَتِ الْمَدِينَةُ بِأَكْمَلِهَا فِي الظَّلَامِ.

Fırtınada elektrik telleri koptu ve tüm şehir karanlıkta kaldı.

اِنْفَصَلَ الزِّرُّ عَنِ الْقَمِيصِ فَجْأَةً.

Düğme gömlekten aniden koptu.

بِسَبَبِ الْوَزْنِ الثَّقِيلِ، تَمَزَّقَ الْحَبْلُ وَسَقَطَتِ الْحُمُولَةُ عَلَى الْأَرْضِ.

Yüksek ağırlık nedeniyle halat koptu ve yük yere düştü.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler