kopuk

كَانَتْ أَسْلَاكُ الْكَهْرَبَاءِ مُنْفَصِلَةً بِسَبَبِ الْعَاصِفَةِ.

Fırtına nedeniyle elektrik telleri kopuktu.

لَمْ نَتَمَكَّنْ مِنَ التَّحَدُّثِ لِأَنَّ الخَطَّ كَانَ مَقْطُوعًا عَلَى الهَاتِفِ.

Telefonda hat kopuk olduğu için konuşamadık.

تَعِيشُ هَذِهِ القَرْيَةُ حَيَاةً غَيْرَ مُتَّصِلَةٍ تَمَامًا بِالمَدِينَةِ.

Bu köy, şehirden tamamen kopuk bir yaşam sürüyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler