أَخَفْتُ القِطَّةَ بِالصُّرَاخِ بِصَوْتٍ عَالٍ، وَهَرَبَتْ عَلَى الفَوْرِ.
Yüksek sesle bağırarak kediyi korkuttum, hemen kaçtı.
أَخَفْتُ القِطَّةَ بِالصُّرَاخِ بِصَوْتٍ عَالٍ، وَهَرَبَتْ عَلَى الفَوْرِ.
Yüksek sesle bağırarak kediyi korkuttum, hemen kaçtı.
حَاوَلَ اللِّصُّ إِرْهَابَ النَّاسِ بِإِظْهَارِ سِلَاحِهِ.
Hırsız, silahını göstererek insanları korkutmaya çalıştı.
أَرْعَبَ الْفِيلْمُ الْأَطْفَالَ الصِّغَارَ بِسَبَبِ الْمَشَاهِدِ الْمُخِيفَةِ.
Film, korkutucu sahneler nedeniyle küçük çocukları korkuttu.
Ayrıca: أَفْزَعَ، رَوَّعَ
وَحَشَ، هَالَ، أَفَزَّ، وَفَزَ، خَرَّعَ