koruk

كَانَتْ وَالِدَتِي تُقَدِّمُ لَنَا الشَّرَابَ الَّذِي تَصْنَعُهُ مِنَ الْحِصْرِمِ فِي أَشْهُرِ الصَّيْفِ.

Annem, koruktan yaptığı şerbeti yaz aylarında bize ikram ederdi.

يَشْتَهِرُ الْعِنَبُ غَيْرُ النَّاضِجِ بِمَذَاقِهِ الْحَامِضِ وَيُسْتَخْدَمُ فِي بَعْضِ الْأَطْبَاقِ.

Koruk, ekşi tadıyla bilinir ve bazı yemeklerde kullanılır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler