تَرَكَ الْمَدِينَةَ أَعْزَلَ بَعْدَ سَحْبِ قُوَّاتِ الْأَمْنِ.
Güvenlik güçlerinin çekilmesinden sonra şehir korumasız kaldı.
تَرَكَ الْمَدِينَةَ أَعْزَلَ بَعْدَ سَحْبِ قُوَّاتِ الْأَمْنِ.
Güvenlik güçlerinin çekilmesinden sonra şehir korumasız kaldı.
هَذِهِ النَّبَاتَاتُ لَا تَتَحَمَّلُ الطَّقْسَ الْبَارِدَ لِأَنَّهَا غَيْرُ مَحْمِيَّةٍ.
Bu bitkiler korumasız oldukları için soğuk havaya dayanamazlar.
الخُرُوجُ إِلَى الشَّمْسِ بِدُونِ حِمَايَةٍ مُضِرٌّ جِدًّا لِلْبَشَرَةِ.
Korumasız bir şekilde güneşe çıkmak cilt için çok zararlıdır.
Ayrıca: مُعَرَّضٌ لِلْخَطَرِ