korunak

مَلْجَأ — مَلَاجِئ

خِلَالَ الْحَرْبِ، لَجَأَ النَّاسُ إِلَى الْمَلَاجِئِ تَحْتَ الْأَرْضِ.

Savaş sırasında insanlar yer altı korunaklarına sığındılar.

مَأْوَى — مَآوِي

اِسْتَخْدَمَ الْمُتَسَلِّقُونَ كَهْفًا كَمَأْوًى لِلْحِمَايَةِ مِنَ الْعَاصِفَةِ.

Dağcılar fırtınadan korunmak için bir mağarayı korunak olarak kullandılar.

حِصْن — حُصُون

فِي الْعُصُورِ الْوُسْطَى، كَانَتِ الْقِلَاعُ بِمَثَابَةِ حِصْنٍ هَامٍّ لِلشَّعْبِ.

Orta Çağ'da kaleler, halk için önemli bir korunak görevi görüyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler