koskoca

رَسَتْ سَفِينَةٌ ضَخْمَةٌ فِي الْمِينَاءِ.

Koskoca bir gemi limana yanaştı.

وَرِثَ ثَرْوَةً هَائِلَةً.

Koskoca bir serveti miras aldı.

انْبَهَرْتُ بِمَنْظَرِ جَبَلٍ عِمْلَاقٍ.

Koskoca bir dağ manzarası karşısında büyülendim.

Eşdizimler