kovalamak

طَارَدَتِ الشُّرْطَةُ اللِّصَّ فِي الشَّوَارِعِ.

Polis hırsızı sokaklarda kovaladı.

لَاحَقَ الْكَلْبُ الْقِطَّةَ فِي الْحَدِيقَةِ.

Köpek kediyi bahçede kovaladı.

تَعَقَّبَ الْمُحَقِّقُ الْأَدِلَّةَ.

Dedektif ipuçlarını kovaladı.

İlişkili Kelimeler