كَانَ يَجِبُ ارْتِدَاءُ هَذَا الدِّرْعِ لِلْحِمَايَةِ فِي الْمَعْرَكَةِ.
Bu zırh, savaşta korunmak için kuşanılmak zorundaydı.
كَانَ يَجِبُ ارْتِدَاءُ هَذَا الدِّرْعِ لِلْحِمَايَةِ فِي الْمَعْرَكَةِ.
Bu zırh, savaşta korunmak için kuşanılmak zorundaydı.
كَانَ مِنَ الْمُعْتَادِ التَّزَيُّنُ بِمَلَابِسَ خَاصَّةٍ فِي الِاحْتِفَالَاتِ.
Törenlerde özel kıyafetler kuşanılmak adettendi.