أَوْقَفَتِ الشُّرْطَةُ سَيَّارَةً مَشْبُوهَةً.
Polis, kuşkulu bir aracı durdurdu.
أَوْقَفَتِ الشُّرْطَةُ سَيَّارَةً مَشْبُوهَةً.
Polis, kuşkulu bir aracı durdurdu.
إِنَّهُ يَنْظُرُ دَائِمًا حَوْلَهُ بِنَظْرَةٍ مُرْتَابَةٍ.
O, her zaman kuşkulu bir bakışla etrafına bakınıyor.
يَبْدُو هَذَا الْوَضْعُ مُثِيرًا لِلشَّكِّ لِلْغَايَةِ.
Bu durum çok kuşkulu görünüyor.
مُشْتَبَه، مَشْكُوكٌ فِيهِ، مَشْكُوك، مُرِيب، مُتَوَجِّس، مُسْتَرَاب، مُسْتَرِيب