كَانَ الطِّفْلُ فِي الْحِضْنِ وَلَمْ يَبْكِ.
Çocuk kucakta idi ve ağlamadı.
كَانَ الطِّفْلُ فِي الْحِضْنِ وَلَمْ يَبْكِ.
Çocuk kucakta idi ve ağlamadı.
حَمَلُوا الرَّجُلَ الْمَرِيضَ مَحْمُولًا إِلَى سَيَّارَةِ الْإِسْعَافِ.
Hasta adamı kucakta ambulansa taşıdılar.