kudurmak

سَعِرَ الْكَلْبُ وَبَدَأَ بِمُهَاجَمَةِ الْجَمِيعِ.

Köpek kudurmuş ve herkese saldırmaya başlamıştı.

هَاجَ الْجُمْهُورُ وَكَانَ يَصْرُخُ ضِدَّ الظُّلْمِ كَمَا لَوْ كَانُوا مَجَانِينَ.

Kalabalık, haksızlığa karşı kudurmuş gibi bağırıyordu.

تَهَيَّجَ الطِّفْلُ عِنْدَمَا لَمْ يَتَمَكَّنْ مِنَ الْحُصُولِ عَلَى اللُّعْبَةِ الَّتِي أَرَادَهَا.

Çocuk, istediği oyuncağı alamayınca kudurmaya başladı.

Ayrıca: اِشْتَدَّ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler