kurcalamak

أَغْضَبَ الطِّفْلُ أُمَّهُ بِالْعَبَثِ فِي الْأَدْرَاجِ.

Çocuk, çekmeceleri kurcalayarak annesini kızdırdı.

لَا يُمْكِنُ لِأَحَدٍ أَنْ يَتَلَاعَبَ بِأَشْيَائِي الْخَاصَّةِ.

Kimse benim özel eşyalarımı kurcalayamaz.

İlişkili Kelimeler