kurdurtmak

كَلَّفَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ حَفِيدَهُ بِلَفِّ سَاعَتِهِ لِأَنَّ يَدَيْهِ كَانَتَا تَرْتَجِفَانِ.

Yaşlı adam, torununa saatini kurdurttu, çünkü elleri titriyordu.

İlişkili Kelimeler