kuru

الْمَلَابِسُ جَافَّةٌ تَمَامًا، يُمْكِنُنِي جَمْعُهَا فِي غُضُونِ سَاعَةٍ تَقْرِيبًا.

Çamaşırlar artık kuru, neredeyse bir saat içinde toplayabilirim.

الْمِنْشَفَةُ نَاشِفَةٌ تَمَاماً بَعْدَ وَضْعِهَا فِي الشَّمْسِ طَوَالَ الْيَوْمِ.

Havlu bütün gün güneşte kaldıktan sonra tamamen kuruydu.

فِي الْخَرِيفِ، تَتَسَاقَطُ أَوْرَاقُ الْأَشْجَارِ الْيَابِسَةُ عَلَى الْأَرْضِ.

Sonbaharda ağaçların kuru yaprakları yere düşmeye başlar.

Ayrıca: قَاحِل

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler