kuzucuk

اِسْتَمْتَعَ الْأَطْفَالُ بِمُشَاهَدَةِ الْحُمْلَانِ الصَّغِيرَةِ وَهِيَ تَرْكُضُ فِي الْحُقُولِ.

Çocuklar kırlarda koşan kuzucukları izlemekten keyif aldılar.

اِحْتَمَى الْخَرُوفُ الصَّغِيرُ بِدِفْءِ أُمِّهِ.

Kuzucuk annesinin sıcaklığına sığındı.

İlişkili Kelimeler