lop

كَانَ الطِّفْلُ بِصِحَّةٍ جَيِّدَةٍ وَسَمِينًا، وَالْجَمِيعُ يُحِبُّهُ كَثِيرًا.

Bebek, sağlıklı ve lop lop olmuştu, herkes onu çok seviyordu.

كَانَتْ خُدُودُهَا مُمْتَلِئَةً، وَبَدَتْ لَطِيفَةً جِدًّا عِنْدَمَا ابْتَسَمَتْ.

Yanakları lop lop olmuş, gülünce çok tatlı görünüyordu.

أَصْبَحَتْ قِطَّتُنَا بَدِينَةً جِدًّا لِأَنَّهَا أَكَلَتِ الْكَثِيرَ مِنَ الطَّعَامِ.

Kedimiz, bol bol yemek yediği için iyice lop olmuştu.