lüzum

لَا تُوجَدُ ضَرُورَةٌ لِمُنَاقَشَةِ هَذَا الْمَوْضُوعِ مَرَّةً أُخْرَى، كُلُّ شَيْءٍ وَاضِحٌ.

Bu konuyu tekrar konuşmaya lüzum yok, her şey açık.

لَسْتُ مُتَأَكِّدًا مِمَّا إِذَا كَانَتْ هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى شَيْءٍ كَهَذَا.

Böyle bir şeye lüzum var mı, emin değilim.

لَا يُوجَدُ لُزُومٌ لِكُلِّ هَذَا الذُّعْرِ، دَعُونَا نَهْدَأْ.

Bu kadar telaşa lüzum yok, sakin olalım.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler