lağvolmak

تَمَّ إِلْغَاءُ الْقَانُونِ الْقَدِيمِ مَعَ اللَّوَائِحِ الْجَدِيدَةِ وَأَصْبَحَ غَيْرَ سَارٍ.

Eski kanun, yeni düzenlemelerle birlikte lağvoldu ve yürürlükten kalktı.

تَمَّ فَسْخُ الْعَقْدِ بِاتِّفَاقِ الطَّرَفَيْنِ وَانْتَهَى.

Sözleşme, tarafların anlaşmasıyla lağvoldu ve sona erdi.

تَمَّ إِبْطَالُ الْإِجْرَاءِ الَّذِي تَمَّ اتِّخَاذُهُ بِقَرَارٍ مِنَ الْمَحْكَمَةِ وَاعْتُبِرَ غَيْرَ صَالِحٍ.

Yapılan işlem, mahkeme kararıyla lağvoldu ve geçersiz sayıldı.

İlişkili Kelimeler