ضَاعَ الْأَطْفَالُ فِي مَتَاهَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta büyük bir labirentte kayboldular.
ضَاعَ الْأَطْفَالُ فِي مَتَاهَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta büyük bir labirentte kayboldular.
قَدْ تَبْدُو الحَيَاةُ أَحْيَانًا مِثْلَ تِيهٍ مُعَقَّدٍ.
Hayat bazen karmaşık bir labirent gibi gelebilir.