lakaplı

أَشْهَرُ مَطْعَمٍ فِي الْمَدِينَةِ هُوَ مَكَانٌ مُلَقَّبٌ بِـ 'مَحَطَّةِ النَّكْهَةِ'.

Şehrin en ünlü restoranı 'Lezzet Durağı' lakaplı bir mekândır.

إِنَّهُ مُلَاكِمٌ يَحْمِلُ لَقَبَ 'الْمَلِكِ' وَفَازَ بِالْعَدِيدِ مِنَ الْبُطُولَاتِ.

O, 'Kral' lakaplı bir boksördür ve birçok şampiyonluk kazanmıştır.

İlişkili Kelimeler