layık

أَنَا سَعِيدٌ جِدًّا لِأَنَّنِي اعْتُبِرْتُ جَدِيرًا بِالْحُصُولِ عَلَى هَذِهِ الْجَائِزَةِ.

Bu ödülü almaya layık görüldüğüm için çok mutluyum.

إِنَّهُ طَالِبٌ مُسْتَحِقٌّ لِلْحُصُولِ عَلَى هَذَا النَّجَاحِ.

O, bu başarıyı elde etmeye layık bir öğrenci.

هَذَا الْعَمَلُ لَائِقٌ بِكَ تَمَامًا.

Bu iş tam sana layık.

Eşdizimler