leziz

كَانَ هَذَا أَحَدَ أَلَذِّ الْأَطْبَاقِ الَّتِي تَنَاوَلْتُهَا فِي هَذَا الْمَطْعَمِ، سَأَعُودُ بِالتَّأْكِيدِ مَرَّةً أُخْرَى.

Bu restoranda yediğim en leziz yemeklerden biriydi, kesinlikle tekrar geleceğim.

تَسْتَمْتِعُ عَائِلَتُنَا بِأَكْمَلِهَا بِتَنَاوُلِ الْفَطَائِرِ الشَّهِيَّةِ الَّتِي تَصْنَعُهَا وَالِدَتِي.

Annemin yaptığı leziz börekleri tüm ailemiz çok severek yer.

هَذَا الْعَصِيرُ طَيِّبُ الْمَذَاقِ لِلْغَايَةِ، إِنَّهُ مُنْعِشٌ لِلْغَايَةِ خَاصَّةً فِي الطَّقْسِ الْحَارِّ.

Bu meyve suyu çok leziz, özellikle sıcak havalarda çok ferahlatıcı oluyor.

İlişkili Kelimeler