هَذَا الْحَسَاءُ عَدِيمُ النَّكْهَةِ، يَجِبُ عَلَيْكَ إِضَافَةُ بَعْضِ الْمِلْحِ وَالتَّوَابِلِ إِلَيْهِ.
Bu çorba çok lezzetsiz, içine biraz tuz ve baharat eklemelisin.
هَذَا الْحَسَاءُ عَدِيمُ النَّكْهَةِ، يَجِبُ عَلَيْكَ إِضَافَةُ بَعْضِ الْمِلْحِ وَالتَّوَابِلِ إِلَيْهِ.
Bu çorba çok lezzetsiz, içine biraz tuz ve baharat eklemelisin.
عِنْدَمَا أَكُونُ مَرِيضًا، يَبْدُو كُلُّ مَا آكُلُهُ بِلَا طَعْمٍ، لَا يُمْكِنُنِي تَذَوُّقُ أَيِّ شَيْءٍ.
Hastayken yediğim her şey bana lezzetsiz geliyor, hiçbir şeyin tadını alamıyorum.
كَانَتِ الْأَطْبَاقُ الَّتِي تَنَاوَلْتُهَا فِي هَذَا الْمَطْعَمِ غَيْرَ لَذِيذَةٍ لِلْغَايَةِ، لَا أُفَكِّرُ فِي الْمَجِيءِ مَرَّةً أُخْرَى.
Bu restoranda yediğim yemekler çok lezzetsizdi, bir daha gelmeyi düşünmüyorum.